Kuraklık desteği Konya’da ekim zamanından önce ödenmezse birçok çiftçi tarlasını bu yıl boş bırakacak.
6 Eylül 2008 Cumartesi
SÖZÜNÜZÜ TUTUN
Bu yıl istediği yağışı bulamayan ve kuraklığa bağlı olarak ürününden istediği verimi alamayan çiftçi şimdi de hububat fiyatlarında yaşanan düşüşle beraber kötü günler geçiriyor.
Türkiye’nin tahıl ambarı olarak bilinen Konya’da çiftçi ekim öncesi ödenmesi beklenen kuraklık desteğini beklerken, bir yandan da Tarım Bakanlığının hasattan önce yaptığı “Gerekirse fiyatlara müdahale ederiz” açıklamasını hayata geçirmesini bekliyor.
‘FİYAT POLİTİKASINDAN MEMNUN DEĞİLİZ’
Selçuklu Ziraat Odası Başkanı Faruk Çöklü hububatın fiyat politikasından memnun olmadıklarını söyledi. “Fiyatların şimdiki düşüşünden ve kışın aşırı yükselerek rantiyecilerin kar elde etmelerine karşıyız” diyen Çöklü, istikrarlı bir fiyat politikası istediklerini bildirdi. Hububat fiyatlarındaki istikrarın Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) piyasaya müdahale ederek gerçekleşebileceğini vurgulayan Çöklü, “TMO üreticinin malını alıp piyasa girdiğinde çiftçi rahatlar, biz Ofisi göreve çağırıyoruz, buğday ithaline ödediği parayı Türk çiftçisine ödesin, böylece Konya çiftçisi değil Türkiye’yi dünyayı doyurur” dedi.
‘DÜŞÜŞÜN SEBEBİ İTHALAT’
Türkiye’nin hububat üretiminde geçen yıl yüzde 13, bu yıl da yüzde 20’le yakın düşüş meydana geldiğini belirten Konya Ticaret Borsası (KTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kara ise fiyatlardaki düşüşün birinci sebebi olarak un ihracatı yapan firmaların, yüklü miktarda kaliteli buğday ithal edişini gösterdi. İthal edilen buğdayların iç piyasaya da dağıldığını ifade eden Kara çiftçiye yapılacak desteklerin bu ay içinde başlayacak olan ekim döneminden önce ödenmesi gerektiği görüşünde. Hasat dönemini geride bırakıp malını elinden çıkarmanın derdine düşen Konya çiftçisi şimdi de hububat fiyatlarındaki düşüşe, karşı durmaya çalışıyor. Ürününü elinden çıkarıp ekim yapacak olan çiftçi, mazot, gübre ve tohumluk buğday alabilmek için kuraklık desteğinin ödeneceği günü bekliyor. Eğer ödemeler Konya’da 15 – 20 Eylül tarihlerinde başlayacak tohum ekim döneminden önce yapılmazsa zaten ürününden istediği verimi elde edemeyen, elindeki ürününe de istediği maddi karşılığı bulamayan çiftçiyi daha zor günler bekliyor.
ÇİFTÇİ FİYATTA İSTİKRAR İSTİYOR
Selçuklu Ziraat Odası Başkanı Faruk Çöklü hububatta ortaya çıkan fiyat politikasından memnun olmadıklarını söyledi. Fiyatların aşırı derecede düşüp kış aylarında yükselerek bazı kimselerin rant elde ettiğini savunan Çöklü, “İstikrarlı bir fiyat politikası istiyoruz, üretici tüccar karşısında zor durumda, eğer bu dönemde ürününe istediği karşılığı alamazsa mağdur oluyor” dedi.
‘ÖDEMELERİN TAM ZAMANI’
Çöklü kuraklık desteği ile ilgili olarak şunları söyledi “Ak Partili Konya milletvekilleriyle görüştüm ve bana 15 Eylül’den sonra bu desteklerin çiftçilerin hesabına aktarılmaya başlanacağını söylediler. Ödenirse zamanlama çok iyi, zaten ekimlerde bu tarihte başlıyor. Bu ödeme eğer vaktinde yapılırsa çiftçi peşin parayla borçlanmadan mazot, gübre, ve tohumluk buğday alabilecek, eğer bu tarihlerde ödeme yapılmazsa birçok çiftçi belki de tarlasını ekemeyecek ya da elindeki bozuk malla ekim yapacak, bu şekilde olursa eğer ithalatın önüne geçilemez” dedi.
‘TMO HATA YAPIYOR’
Hububat fiyatlarına ancak TMO’nun istikrar getirebileceğini vurgulayan Çöklü, “TMO geçen yıl buğday almayarak hata yaptı, piyasaya müdahale edemedi, bu durumdan da fırsatçılar yararlandı. Stoku olmayan Ofis hasat döneminde ithalata başladı, üreticinin malına müdahale etmedi, insanımızın vergilerinden oluşan hazineyi dışarı çıkartmaktansa içeriyi desteklese dünyayı doyurabiliriz” dedi.
TMO’YA MÜDAHALE ÇAĞRISI
TMO’nun alım yapmazsa fiyatların daha da düşebileceğini sinyalini veren Çöklü, Ofis üreticinin malını alıp piyasaya girerse çiftçinin rahat nefes alacağını söyledi. Çiftçiyi tüccara teslim etmeyin çağrısı yapan Çöklü “TMO’yu göreve çağırıyoruz, ithalata ödediği parayı artık Türk çiftçisine versin. Bizim sürdürülebilir bir tarım politikasına ihtiyacımız var” şeklinde konuştu.
‘ÜRETİMDE YÜZDE 20 DÜŞÜŞ VAR’
Makarnalık buğdayın Konya’da 82,5-83 YKR’ye kadar çıktığını, diğer çeşitlerin de 45 -47 ve 50 YKR civarında satıldığını ifade eden Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kara ise Türkiye’de normal yıllardaki ortalama hububat üretiminin 35 milyon ton civarında iken, geçen yıl yüzde 13, bu yıl da yüzde 20’le yaklaşan bir düşüş yaşandığını belirtti.
‘FİYATLARI İTHAL BUĞDAY DÜŞÜRÜYOR’
Buğday ve diğer hububat ürünlerinin endüstride ve hatta enerjide de kullanılmaya başlandığını hatırlatan Kara fiyatlardaki düşüş için “Ülkemizi idare edenler bizim hasat dönemimizdeki ürünlerde çiftçinin ekonomik kaybı olmaması adına dışarıdan ithalatı yasaklıyor. Sonra duruma göre açıyor ve fiyatlara göre gümrük vergisiyle ilişkilendiriyor. Şimdi hayvan yemine de ihtiyaç olduğu için hububatın sanayi ürünü türevindeki ürünlerine yem bitkileri adı altında yoğun bir ithalat oldu. Daha önce ithalat olmadığı için buğday direk hayvan yemi olarak da kullanılıyordu. Dışarıdan yapılan yem ithalatı ağırlık kazanınca buğdayın da kendi alanı dışında da kullanılmamasıyla beraber fiyatlar düşmeye başladı” açıklamasında bulundu. Un ihracatçılarının ithal ettiği kaliteli buğday alımının birinci derecede fiyatların düşmesinde etkili olduğuna işaret eden Kara “Un ihracatı yapmak isteyene devlet sıfır gümrükle istediği ülkeden istediği kalitede buğdayı ithal etme hakkı veriyor. Bu çerçevede dört bir taraftan gemiler gelmeye başladı, harman içinde gelen bu gemiler un ihracatının yanında iç piyasaya da satıldı. Daimi çalışan fabrikalar kalite itibariyle dışarıdan gelen buğdayları almaya başladılar” dedi. Türkiye’nin etrafındaki ülkelerin çok yağış aldığını ve bu ülkelerin hububatta miktar ve kalite olarak belli noktalara geldiklerini vurgulayan Kara,“Doların da düşmesiyle beraber dışarıdan ithalat yoğunluklu olarak devam ediyor. Fiyatlar düştükçe bizim iç piyasaya da direk etki ediyor, ithal buğdayın fiyatı düştükçe bizim kendi buğdayımızın fiyatı da düşüyor” şeklinde konuştu.
‘DESTEK ZAMANINDA VERİLMELİ’
Bu yıl yaşanan kuraklığın verimin yanında kaliteyi de olumsuz yönde etkilediğini hatırlatan Kara kuraklıktan ve buna bağlı olarak ortaya çıkan borçlanma ve çiftçinin ekonomisindeki bozulmalar nedeniyle çiftçiliğe olan talebin de gittikçe azaldığını belirtti. Ekilmeyen toprakların da çölleşmeyle birlikte erozyonu getirdiğine dikkat çeken Konya Ticaret Borsası Başkanı: “Ekilmeyen topraklar erozyonla yok oluyor. Bu hem canlıların beslenmesiyle alakalı, hem de toprağın kaybolmaması ile alakalı. Devlet hükümetin belli destekleriyle beraber, ekilme ile ilgili, kaliteyle ilgili sertifikalı tohumdan, mazot desteğine, gübre desteğinden toprak analizine kadar pek çok alanda üreticiyi destekliyor ama bütçe içinde ayrılan pay yüzde birin altında. Bunun en kötü şartlarda yüzde ikiye çıkarılması lazım. Bunun yanında ürünle, tohumla, mazotla alakalı doğrudan gelir ve kuraklık gibi desteklerin üretimin yapılabilmesi için çiftçiye zamanında verilmesi gerekiyor” dedi.
‘EKİM DÖMENİDEN ÖNCE ÖDENMELİ’
Konya’da ekim döneminin 20 Eylül’de başladığına değinen Mehmet Kara “ 20 Ekim’de tohumun toprakla bulaşması biter, çiftçi bu süreden sonra ekerse kalite ve verimle ilgili sıkıntılar beraberinde geliyor. Hem kuraklıktan etkilenen çiftçilerin kuraklık desteğini, hem de sertifikalı tohumla alakalı verdiği kilo başına 25 kuruşluk desteği 20 Eylül’den önce vermesi çok önemli. Bununla ilgili müracaatlarımızı yaptık, inanıyorum ki 20 Eylül’den önce devlet bu desteği verecek ve çiftçimiz tohumu toprakla buluşturacak” diye konuştu.
‘HAYVAN YEMİNİ BİLE İTHAL EDİYORUZ’
Kara Konya’nın ekilebilir arazisinin yaklaşık yüzde 15’inin sulandığını bunun büyük bölümünün de yer altı sularından karşılandığına dikkat çekti. Mavi Tünel’in bittiğinde Çumra ve civarına belli noktalara takviyesinin olacağını bildiren Kara: “Sulanamayan ve hububattan başka bir şey ekilemeyen yüzde 85’lik bir arazı var. Sıkıntı da bu yüzde 85’de. Bunun yanında ekilebilir arazimizin üçte biri kadar da mera adı altında yerimiz var. Buralar mera vasfını kaybetmiş yerler. Bu da bize katma değer sağlayacak hayvancılığımıza etki ediyor, hayvancılıkta buradan zarar görüyor, yiyecekleri bile dışarıdaki ülkelerden ithal ediliyor” dedi.
‘TARIMA CANSUYU LAZIM’
Kırsal kalkınma bazlı projelerden faydalanmaya başladığını ancak bu kaynakların yetersiz oluşu nedeniyle 150 projeden ancak 10 tanesinin desteklendiğini söyledi. Bu tür çalışmalar sayesinde toprağın analizinin ne oluğunu, sertifika almış tohumun ne ifade ettiğini, toprağın içindeki minerallerin, elementlerin durumunu, toprağın ihtiyacını, eksiğini, suyu gübreyi nasıl kullanacağını görür hale geldiğini ifade eden Kara konuşmasına şöyle devam etti:“Buna karşın öyle bir hale geldi ki çiftçinin nefes alacak durumu kalmadı. Can suyu vermek lazım bunu da devletten başka verecek kimse yok. Eğer biz bu can suyunu veremezsek bir süre sonra bu arazilere birileri bakar ama o zamana kadar da iyice çoraklaşır, zamanı geçer gelecekle ilgili sıkıntılar başlar. Biz yetkili kurumlarla birlikte çiftçimize eğiti veriyoruz, bunların faydalarını ilerde göreceğiz. Ümit var ancak çalışmamız gayret sarf etmemiz lazım. Devletin de tarımı olmazsa olmaz kabul etmesi lazım, bizim insanımız karnım tok sırtım pek olsun ister, böyle olmazsa sıkıntıya düşer.”