“Türkiye’nin geleceği için stratejik düşünmeliyiz”
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''Türkiye'nin geleceği için stratejik düşünmeye mecburuz. Dayanışma içerisinde olmaya mecburuz. Ortak bir aklı oluşturmaya mecburuz. Bunu yaptığımız anda inanıyorum ki, Türk milletinin önünde hiçbir güç duramayacaktır'' dedi.
20 Kasım 2007 Salı
Başbakan Erdoğan, ODTÜ Kampüsünde bulunun TÜBİTAK Uzay Araştırmaları Enstitüsü'nde düzenlenen Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu toplantısının başlangıcında yaptığı konuşmada, bilim ve teknolojinin ekonomiye katkısının, ürün ve hizmete dönüştürülmesi ve ticarileştirilmesi ile mümkün olacağını söyledi.
Erdoğan, özgün teknolojiye sahip olmayanlar ve başkalarının teknolojisi ile rekabet edebileceğini sananların orta ve uzun vadede asla başarılı olamayacağını ifade etti. Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
''Başarının, rekabetin, karın sırrı bilgiden, bilgiyi doğru kullanmadan ve kendi teknolojimizi üretmeden geçmektedir. Ülkelerin tarihsel ekonomik gelişiminde, devletler gerekli yasal ortamı ve altyapıyı hazırlayarak ve kamu kaynaklarından destekleyerek, özel sektörün bu alanda öncü rolü oynamasını tetiklemiştir.
Özel kesimin araştırmaya daha fazla kaynak ayırması için gerekli tüm önlemleri alıyoruz. Maliye Bakanlığı tarafından ilgili özel ve kamu kurum, kuruluşlarının katılımı ve işbirliği ile hazırlanan, Bakanlar Kurulunca kabul edilerek Meclis'e gönderilmek üzere olan 'Ar-Ge Faaliyetlerini Teşvike Yönelik Kanun Tasarısı' ile özel kesimin bu alanda çok daha hızlı adımlar atacağından eminim. Ayrıca yabancı sermaye yatırımlarının araştırma alanında da ülkemize gelmeye başlamasını dikkatle ve özenle takip ediyorum. Söz konusu tasarının yasalaşması halinde bu faaliyetlerin daha da yoğunlaşacağına inanıyorum.
Ulusal bilim, teknoloji ve yenilik sistemimizde en az mali kaynaklar kadar, hatta çok daha önemli bir diğer unsur da insan kaynağıdır. Hem nitelik, hem de nicelik olarak yetişmiş insan gücü, ülkemizin rekabet gücünün artırılmasında en değerli hazinemizdir. Yeterli bilim insanımız olmadan Ar-Ge çalışmalarını sürdürmek mümkün değildir. Gelişmiş ülkelerin bir çoğuna bakıldığında, araştırmacı sayısı yüksek olmakla birlikte, artış oranı ya çok az, ya da durma noktasına gelmiştir. Türkiye, bu konuda umut vaat eden ülkeler arasındadır. Dünyada son dönemde bilim insanı sayısı artışında en yüksek oranı yakalamış üçüncü ülkedir. TÜİK'in 2005 yılı için açıkladığı tam zaman eşdeğer Ar-Ge personeli sayısı 49 bin, araştırmacı sayısı ise 39 bindir. Bugün itibariyle, 2010 yılı hedefimiz olan 40 bin araştırmacı sayısına ulaşmış olmaktan duyduğum memnuniyeti belirtmek isterim.
Artık hedefleri yükseltme ve Türkiye'yi bilim insanları için cazibe merkezi haline getirme zamanıdır. Bu konuyu da stratejik bakış açısıyla ele alıyoruz.''
''ÇİÇEKLER AÇMAYA BAŞLAMIŞTIR''
Bilim insanlarının nicelik ve niteliğini daha da hızlı yükseltmek için gerekli stratejilerin ve eylem planının hazırlanmasına yönelik bir karar taslağının, Kurulun gündeminde olduğunu belirten Erdoğan, bu konuda ilgili tüm tarafların önerilerini hazırlamalarını ve gerekli bütün tedbirleri almalarını beklediğini söyledi.
Erdoğan, hükümet için bu alanın önümüzdeki dönemde en öncelikli konulardan biri olduğunu vurgulayarak, bilim insanlarının ülkenin hem gününü hem de geleceğini aydınlattığını dile getirdi.
Ülkelerin bilim ve teknolojideki yerini gösteren önemli sonuç göstergelerinden ikisinin, bilimsel yayınlar ve patentler olduğuna işaret eden Erdoğan, bilimsel yayın sıralamasında Türkiye'nin dünyada 19. sırada olduğunu, artış oranında tüm ülkeler arasında Çin'den sonra ikinci sırada bulunduğunu hatırlattı.
Yerli ve uluslararası patent sayılarında son yıllardaki artışın sevindirici bir gelişme olduğunu ifade eden Başbakan Erdoğan, bu artışın gerçekleşmesinde Türk Patent Enstitüsü ve TÜBİTAK ortaklığı ile 2006 yılında başlatılmış olan destek programının etkisinin görüldüğünü ifade etti. Erdoğan, 2004 yılından bu yana ulusal bilim, teknoloji ve yenilik çalışmalarında da Türkiye'nin büyük bir atılım içinde olduğuna işaret ederek, 11. Bilim ve Teknolojik Yüksek Kurulu'nda alınan karar uyarınca başlatılan Kamu Kurumları Araştırma Programının başarıyla hayata geçirildiğini dile getirdi. Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
''Milli savunmamızın dışa bağımlılığı her geçen gün azalmaktadır. Silahlı Kuvvetlerimiz bilim insanlarımızın geliştirdiği son teknolojilere dayalı sistemler ve teçhizat ile her geçen gün daha da güçleniyor. Pek çok uluslararası tatbikatta, Türk mühendislerince geliştirilen cihazlar, diğer müttefik ülkelerin ve NATO'nun envanterine girmeye başladı.
Bilimsel araştırma ve geliştirme sabır isteyen ve uzun soluklu bir faaliyettir. Çiçeklerin vaktinden önce açmayacağının farkındayız. Ama sevinerek söylemek isterim ki, başlattığımız pek çok proje sonuçlarını vermeye başladı. Çiçekler açmaya başlamıştır. Çok değil, daha geçen yıl itibariyle ülkemiz için çok önemli kayıplara neden olan akaryakıt kaçakçılığının önlenmesinde önemli bir adım olan 'Ulusal marker' projesi başarıyla sonuçlandı. Bu başarıdan dolayı TÜBİTAK Enstitülerini kutluyorum. Siyasi ve idari kararlılıkla uygulamadaki başarılarından dolayı EPDK'ya, güvenlik güçlerimize ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.''
''BİLİME VE TEKNOLOJİYE YAPILAN YATIRIM EN VERİMLİ YATIRIMDIR''
Bilime ve teknolojiye yapılan yatırımın, en verimli yatırım olduğunu vurgulayan Erdoğan, ''Verimlilik oranı bazen bire on, bazen bire kırk, bazen de çok daha yüksektir'' dedi. İktidara geldiklerinden buyana bilim, teknoloji ve yenilik faaliyetlerine yapılan yatırım ve verilen desteğin, ''stratejik bir tercih'' olduğunu bildiren Erdoğan, ''Bu tercihin ne kadar doğru olduğunu hep beraber görüyoruz. Hep birlikte, ülkemizin bilim ve teknolojideki durumunu tamamen değiştiren, durağanlığı dinamizme çeviren bir döneme imza attık'' diye konuştu.
Erdoğan, 60. Hükümet döneminde de Ar-Ge yatırımlarının öncelikli olacağını belirterek, ''Bugün aldığımız sonuçlar, gelecekte alacaklarımızın öncü göstergeleridir'' dedi. Erdoğan, şöyle devam etti:
''Türkiye'nin geleceği için stratejik düşünmeye mecburuz. Dayanışma içerisinde olmaya mecburuz. Ortak bir aklı oluşturmaya mecburuz. Bunu yaptığımız anda inanıyorum ki, Türk milletinin önünde hiçbir güç duramayacaktır.
Milletimize ve bize yaraşan büyük hedefler kendimize belirlemeliyiz. Çok daha büyük projelere hep birlikte imza atacağız. Bunu, azimle, inançla, sabırla ve el birliğiyle yapacağız. Tüm faaliyetlerimizi objektif, şeffaf, uzman odaklı, evrensel normlara uygun olarak gerçekleştireceğiz. Bilime ve bilene yatırım, aydınlık geleceğimize yatırımdır.''
Kurulun, 16. toplantısında bilim ve teknoloji ile yenilik projelerinin desteklenmesi süreciyle ilgili yeni karar taslakları onaya sunulacak. Ayrıca, geçmişte kurulun aldığı kararların uygulamaları konusundaki gelişmeler de değerlendirilecek.